Showing posts with label hayat. Show all posts
Showing posts with label hayat. Show all posts

Tuesday, November 22, 2011

. . .

Çocukluğumun yazları, sokaklar...
Dünüm, yarınım..
Babam ve oğlum..


Elimde değil! Bu resme bakarken, bırakıp çocuk ellerimizi gözden kaybolup gidersin diye korkuyorum....
Seni çok seviyorum!


Monday, March 7, 2011

Stage IV Lung Adenocarcinoma

Basliktaki hastalik hayatimiza gireli cok olmadi.

Yuksek tansiyon ve bel agrisi disinda hic bir saglik problemi olmayan babamizin 3 ay suren testler sonucu bu hastaliga sahip oldugu ortaya cikti. Anladik ki k-ile baslayan hastalik, basa geldi mi, hasta ve tum ailesi icin uzun ve sabir gerektiren bir mucadele, her hasta icin farkli bir macera demek. Bu konu hakkinda pek yazmayi dusunmuyordum. Cunku bugun bu oldu, yarin su oldu tarzi bir blog geri donunce can acitir diye dusunuyorum. Bu yuzden bizim durumumuza ozel bir blog yazmak yerine, ne ogrendik bunu paylasmak istedim. Cunku bu hastalik surecinde -ki dedigim gibi cok uzun sure olmadi hayatimiza gireli- bu konuda cok cahil oldugumuzu farkettim ve okudugum arastirdigim seyler de bana cok sey ogretti. Baskalari bunlardan faydalansin diye adim adim ogrendiklerimi buradan paylasmak istedim.

1) Sebepler:
Lung Adenocarcinoma ozellikle sigara icmeyen ya da sigarayi yillar once birakmis insanlarda, daha cogunlukla da kadinlarda gorulen bir akciger kanseri turu. Temel olarak cok gorulen iki tur var. a) Small Cell Lung Carcinoma (Kucuk hucreli Akciger kanseri) ve b) Non-Small Cell Lung Carcinoma-NSCLC (Kucuk hucreli olmayan Akciger kanseri). Birinci gurup genelde akciger kanseri vakalarinin %10-15ini kapsiyor. Sigara icenlerde goruluyor cogunlukla. Ve cok hizli yayiliyor. Hastaligin yayilma hizi cok hizli oldugu icin de bu konuda klinik calisma sayisi ve ilac sayisi maalesef non-small cell kadar cok degil. Non-small cell'in de alt turleri var. Squamus NSCLC (daha cok sigara kaynakli) ve Adenocarcinoma onlardan ikisi. Adenocarcinoma ilginc bir sekilde sigara kaynakli NSCLC turlerininden daha fazla gorulmeye baslanmis son zamanlarda. Sebebinin cevresel oldugu dusunuluyor. Ozellikle toprakta biriken radon gazlarinin (renksiz kokusuz bir gaz), icme suyuna, kuyu suyuna karismasi veya evin bodrum katlarinda birikmesi ve insanlarin bu gaza bu sekilde maruz kalmalari sebepler arasinda gosteriliyor. Baska cevresel sebepleri de olabilir. Radon gazi olcumu amerika'da ev alinirken rutin olarak yapilan bir sey. Maalesef Turkiye'de bu cok basit bir sey oldugu halde yapilmiyor. Adenocarcinoma cok ileri safhalara gelmeden pek rahatsizlik vermiyor. Vucutta baska bir yere metastaz yapana kadar bir rahatsizlik hissettirmiyor. O yuzden de bu tarz hastaliklari yakalamak icin 40 yasindan itibaren (riskin arttigi yas) herkese senede bir kez dusuk radyasyonlu spiral tomografi oneriliyor.

2) Notlar:

a) Kanser evresi: Kanser nereye sicramis olursa olsun, ilk basladigi organin adi ile aniliyor. Akciger de basladi ise, midede cigerde kemikte ya da beyinde bile tumorler bulunsa, butun bunlar akciger kanseri oluyor. Cunku akciger kanseri hucrelerinin sicramasi ile olusmus tumorler bunlar. DNA yapilari ayni ve ayni ilac hepsi uzerinde etkili oluyor. Akciger kanserinin yakin organlara sicramasina Evre 3, uzak organlara sicramasina (karaciger, bobrek, kemik veya en cok gorulen beyin gibi) Evre 4 deniyor. Yani kemikte minicik bir tumor bile olsa, hasta evre 4 hastasi oluyor. Bu kanser hucrelerinin kan dolasimina karistigi anlamina geliyor. Yani buradaki tumor alinsa da baska bir yerde tumor cikabilir. Cerrahi mudahale, Evre 1 ve 2'de faydali olabilirken 3 ve 4'de ise yaramiyor. Radyoterapi ve yaygin bir kanserse tumorlerin hepsini ayni anda etkilemek icin kemoterapi kullaniliyor. Evre 4 olunmasi sadece hastaligin tamamen iyilesmeyecegi anlamina geliyor. Bu sekilde ilac tedavisi ile ozellikle akciger kanserinde yillarca yasayan hastalar var.

b) Metastaz. Kanserli hucrelerin baska organlara sicrayip tumor olusturmasi.

c) "Herkesin hastaligi kendine ozeldir": Her kanser turune ilk ciktigi organa bagli olarak farkli tedavi terapiler uygunlamakta, farkli ilaclar fayda etmektedir. Ayni sekilde ayni organdan cikmis ayni tip kanser bile olsa, icindeki proteinler bile degisik olabileceginden farkli ilaclara farkli sonuclar verebilir (EGFR-pozitif olan adenocarcinomlar Tarceva adli kemoterapi ilaca olumlu cevap verir mesela. EGFR, ALK degisik proteinler ve hastadan hastaya degisiyor). Tabii hastanin yasam kosullari, morali, yedigi ictigi seyler, bagisiklik sisteminin kuvvetli olup olmamasi vs. Hepsi sonucu etkileyen faktorler. Hasta ve doktorun hastaliga karsi takim olarak savasmasi da.

d) Radyoterapi'nin yeni ve daha gelismis turleri Turkiye'de mevcut: SBRT, GammaKnife, CyberKnife, TomoTherapy radyoterapinin yan etkilerini, saglikli dokulara bu terapi sirasinda verilen zarari azaltan yeni yontemler. Turkiye'de bir cok hastanede bunlar var. Arastirin ve doktorunuzun bu ilerlemis hastaliklarda kullanilmaz demesini dinlemeden israr edin. Ben sahsen bu metodlari kullanmis bir cok Evre 4 hastasinin hikayesini okudum. Evet kemo'dan daha uzun suruyor cunku kemo verildiginde bir anda butun vucudu (ayni zamanda saglikli hucreleri de) etkiliyor. Radyoterapi sadece uygulandigi bolgede fayda sagliyor. Radyoterapiyi o yuzden tumorlerin hepsine tek tek uygulamalari gerekiyor.

e) Kemoterapi: Kemoterapi ilaclarinin bazilarinin yan etkilerinin oldugu, bazilarinin kalici oldugu ve bagisiklik sistemini etkiledigini unutmamak lazim. O yuzden bu size tavsiye edildiginde odevinizi iyi calisin. Verilecek ilaclari inceleyin. Bu ilaclari alma-almama hakkinizi kullanin. Doktorunuzla bagisiklik sisteminizi kuvvetlendirecek tamamlayici tedaviler uzerinde konusun. Konusabileceginiz bir doktor secin.

f) Alternatif Tip: Maalesef faydasi bir cok insan uzerinde ispatlanmis olan vitaminler, enzimler, kimyasal bilesimler, bitkiler ile ilgili yapilan ciddi klinik calismalar yok. Belki bu hastaliga kesin cozum olabilecek sonuclar ortaya cikacakken, calismalar daha cok kemoterapi ilaclari ve radyoterapi teknikleri uzerine yogunlasmis. Bunda da ecza sirketlerinin bu ilaclardan buyuk paralar kazaniyor olmasinin da etkisi var. Kendilerine para kazandirmayacak "oksuz" (yani patenti kimsede olmayan) bir bitki, vitamin, enzim uzerine arastirma yapmalari kendilerine para kazandirmayacagi ve hatta (kansere kesin bir cozum bulunmasi) kendilerine para kaybettirecegi icin bu konuda yatirim yapmaya yanasmiyorlar. Arastirma hastanelerinde buyuk paralar isteyen arastirmalar bu sirketler tarafindan desteklendigi icin de umut verici sonuclari olan kucuk calismalar olsa da (Kanada'da DCA icin, University of Washington'da artemisinin icin, Dr Bihari tarafindan LDN-Low Dose Naltrexone icin ve University of Maryland'de Dr Shamsuddin tarafindan IP-6 Inositol icin) bu calismalari buyuk kapsamli yapip sonuclarini genis bir gurup uzerine onaylayacak bir klinik arastirma yok maalesef. Ama kanser hastalarinin kendi hikayelerini ve bu ilaclarla deneyimlerini paylastigi siteler (inspire.com, cancergrace.org vs maalesef ingilizce) gercekten bunlarin olumlu sonuclari oldugunu gosteriyor.

g) Kanser hucreleri i) asidik ortami seviyor, kandaki alkaline seviyesinin dusuk olmasi bu hucrelerin yasamasini engelliyor (kandaki pH'i arttiran sebzeler yenilmeli, tukruk ve idrardaki pH seviyesini olcen turnusol kagidi tarzi aparatlar var, onlarla hangi beslenme cesidinin ise yaradigi anlasilabilir) ii) oksijensiz solunum yapiyor, oksijenli ortamda oluyorlar. Hucre ceperi kalin oldugu icin oksijenin iceri girmesi zor oluyor. Bu yuzden DMSO (vucuttaki katmanlari gecip kemige kadar emilebilen dogal bir sulfur, beraber kullanildigi herseyin de emilmesini sagliyor) ve peroksit katilmis bir kuvette oksijen terapisi yapabilirsiniz. CellFood ile oksijeni besin olarak alabilirsiniz. iii)Sekerle besleniyorlar. Sekeri hayatinizdan cikarin. Beyaz unu da. iv) Bu hucrelerden bazilari MDR (multiple drug resistant) yani kemo ilaclarina dayanakli hucre. Klasik kemo ilaclari bagisiklik sistemini guclendiren ve bu hucreleri zayiflatan tamamlayici yontemlerle kullanilmazsa, kemo sonucu ilk tumorler yok olurken, MDR olan hucreler yok edilemiyor. Bu hucreler bolunerek cogalip bir muddet sonra yeni tumorler olusturuyorlar. Bu durumda yeni olusan hucrelerin hepsi MDR'dan cogaldigi icin MDR hucre oluyor. Hastalik yeniden nuksettiginde ilaclar etkisiz kaliyor. Bir muddet hastaliktan temiz yasaniz da MDR hucrelerine karsi surekli gardinizi almaniz ve bagisiklik sisteminizi -ozellikle de kemo sonrasi zayiflamisken- vitamin ve enzimlerle, duzenli ve dogru beslenme ve egzersizle (oksijen alimini arttirmak, mutluluk hormonu serotonin salgilamak icin) guclendirmek lazim.

3) Teshis Yontemleri:

  • Kan Testi: Kan testi sonucu lenfositlerin dusuk cikmasi vucutta malignan bir buyumeye isaret olabilir diyor bir cok kaynak. CBC diye bir test cesit test var. Bununla kandaki lenfosit, monosit, netrofil, trombosit, beyaz, kirmizi hucre sayisi, hemoglobin olculuyor. Kandaki lenfosit sayisinin dusuk olmasi vucutta kanserli hucreleri oldurecek kadar yeterli "dogal asker hucre" (natural killer cell) olmadigi anlamina geliyor. Kan testi sonucu boyle geldiginde doktor asagidaki testlerle vucutta tumor tesbiti yapabilir
  • MRI: Magnetik Rezonans Imajlama
  • CT: Bilgisayarli Tomografi
  • Sintigrafi
  • PET/CT: PET ile CT karisimi bir test. Kanserli tumorleri tespit edip renklerini farkli gosteriyor.
  • Biyopsi: Tumorlerden parca alinip patolojide incelenmesi

4) Tamamlayici (Alternatif) Tip:

Bu konuda firsatcilik yapan -ozellikle Turkiye'de- bir cok umit taciri, sarlatan var. Lutfen dikkatli olun. Sahsen bir kimsenin size yardimci olmaya calisiyorsa, kullanilacak enzimleri, vitaminleri, otlari para beklemeden paylasmasi gerektigini dusunuyorum. Bu isi yuksek meblaglara dokenlere ve garanti verenlere guvenmeyin. Bu hastalikla ilgili garanti verilebilse bu butun dunyada bu ilaclar konusuluyor olurdu zaten.

a) Beta Glucans 1,3: Bagisiklik kuvvetlendirici.
b) Quercetin+Bromelain: Enzim. Quercetin'in anti-kanser ozelligi var, Bromelain pancreatic enzim.
c) Selenium+E Vitamini: Anti-oksidan
d) Reishi: Bagisiklik icin. Kani sulandiran ilaclarla ve -tansiyonu dusurucu etkisi oldugundan- tansiyon ilaclari ile birlikte almayin.
e) Reishi+Maitake+Shiatake: Bagisiklik icin
f) B-complex: Sinir sistemini guclendiriyor
g) D3 Vitamini
h) DCA: www.thedcasite.com (almak icin www.pharma-dca.com). University of Alberta'da ve Medicore'da yapilan calismalar yan etkileri yok denecek kadar az olan ilacin hastalarin buyuk bir kisminda hastalikli hucreleri yok ettigi ya da hastaligin ilerlemesini durdurdugunu gostermis.
i) DMSO
j) IP-6 Inositol: Ozellikle bununla alakali (gunde 3-4 kere 1er gram alinmasi ozellikle D3 ile) cok iyi seyler okudum. Maryland Universitesinden Dr AbdulKelam Shamsuddin'in calismalari IP6'in lenfosit sayisini arttirdigini ve vucudun bagisiklik sistemine tepe yaptirdigini gosteriyor. Ozellikle D3 vitamini ile alinmasi oneriliyor. Dunyanin en unlu kanser arastirma merkezlerinden Sloan-Kettering'in sayfasinda da onerilen enzimler arasinda. Kemoterapiyi reddetmis ve kanseri yenmis son evre bir cok hasta bu enzimi duzenli olarak kullandiklarini soyluyorlar. Gunde 3-4 kez ac karnina 1'er gram alinmasi oneriliyor. Saglikli kisilerinde bagisiklik sistemini guclendirmek icin gunde 1 kere ac karna almasi tavsiye ediliyor. Kani sulandiran etkisi oldugu icin, bu etkiye sahip ilaclarla alinmamasi soyleniyor (aspirin, clopidogrel (Plavix), diclofenac (Voltaren, Cataflam, others), ibuprofen (Advil, Motrin, others), naproxen (Anaprox, Naprosyn, others), dalteparin (Fragmin), enoxaparin (Lovenox), heparin, warfarin (Coumadin), and others.)
k) Paw Paw Cell Reg: Kuzey Amerika'da yetisen Paw Paw agacindan elde edilen bir enzim. Hucre mitokondrilerini aktiflestiriyor (kanser hucrelerinin mitokondrileri calismiyor). Cok kuvvetli anti-oksidanlar nedense etkisini azaltabiliyor. Ayni zamanda Paw Paw kullanimi diger antikanser ilaclarin etkisini de azaltabiliyor.
l) LDN-Low Dose Naltrexone: Dr Bihari'nin calismalari her gun 4.5mg aksam 9 ve gece 3 arasi almanin MS, Crohn's Disease, ve kanser hastalari uzerinde olumlu etkileri oldugunu kanitlamis. Daha genis capli bir arastirma yapil(a)madigi icin henuz off-label ilac olarak MS ve Crohn hastalarina recete ile veriliyor. Bu ilacin narkotiklerle, agri kesici ve alkol ile birlikte alinmamasi gerekiyor.
"Beta-endorphins function as important regulators of the immune system. Naltrexone acts to block the endorphin/opioid receptors in the brain. When a 50mg daily dose of Naltrexone is used (as is the case in the treatment of drug/alcohol addiction), Naltrexone acts to block the endorphin/opioid receptors for a full 24 hours. This stops the addict from gaining any pleasure from the drugs/alcohol that they have taken or consumed. With LDN, the receptor blockade only lasts for a few hours. During the time of the blockade, the endorphins cannot attach to the receptors and the body compensates by creating more endorphins. Once the LDN has been metabolized by the body and its effects have worn off, the patient is left with normal levels of endorphins when compared with healthy controls. This, in turn, normalizes their otherwise compromised immune function. In other words, LDN boosts the immune system and this helps those suffering from disorders where the immune system plays a central role. This is the reason why LDN does not just help those with autoimmune diseases but also illnesses like HIV/Aids and certain cancers."
"LDN treatment appears to work in those cancers that have opioid receptors. As discussed above, LDN therapy causes a rise in endorphin levels (both metenkephalin and beta-endorphin). The endorphins attach to the cancers’ opiate receptors, shrinking the tumours and inhibiting their growth. If metenkephalin and/or beta-endorphins are attached to cancer cells while they are dividing, programmed cell death (apoptosis) appears to be stimulated. This causes some of the cancer cells to be killed. Added to this is the fact that LDN therapy appears to double or even triple the activity of NK cells (see “How does LDN therapy work?” above) and acts to increase other healthy immune defences against cancer.

By mid-2004 Dr Bihari had treated over 300 patients with various cancers. All of these patients had failed to respond to standard treatments. After 4-6 months of LDN therapy some 50% of cancer sufferers had begun to demonstrate a halt in their cancer growth and, over a third had shown significant tumour shrinkage. Other proponents of LDN therapy have reported similar findings. For example at the 2006 LDN conference held at the National Cancer Institute in United States, a Dr Berkson detailed his successful experience treating metastatic pancreatic cancer and B cell lymphoma with LDN at bedtime. After following a healthy lifestyle program and receiving daily LDN therapy, the patient was alive and well, symptom free and back at work.

Given all of this, it is easy to see why researchers are excited about the possibilities that LDN therapy may hold for the treatment of certain types of cancer."

m) Astragalus: Bagisiklik arttirici. Ozellikle akciger kanserinde platin-bazli kemo ilaclarinin yan etkilerinin azalmasina faydasi oldugu soyleniyor. Bagisiklik sistemini bastiran (mesela organ naklinde organin vucuda kabulu icin) kullanilan ilaclarla zit etkisi oldugu icin bu ilaclar alinirken kullanilmamalidir.
n) Artemisinin: Cin'de varligi cok eskiye dayanan bir bitkisel ilac. Ileri sitma tedavisinde kullaniliyor. Kanser uzerindeki etkileri Washington Universitesinde inceleniyor. Hasta hucrelerin apoptosis (olmesi, intihar etmesi) yapmasina sebep olduguna dair bulgular var. (http://ar.iiarjournals.org/content/24/4/2277.abstract) Pasif haldeki mitokondriyi (hucrenin buyumesi, bolunmesi ve olmesine karar veren organel) uyandiriyor. 1200 mgs daily (6 capsules in divided doses)
University of Washington'da klinik deneylerde kullanilan ve umut verici sonuclar gosteren artemisinin (Dr Lai uyku oncesi gunde vucut agirligina gore ~5mg/kg/gun verilmesini onermis).
En saf olani Holley markasi tarafindan cikariliyor. Swanson'un cikardigi Doctor's Best Artemisinin bir baska tavsiye edilen marka ve Holley'den daha ucuz. Midede agri ve bulantiya sebep olabiliyor. Hayvanlar uzerinde yapilan arastirmalarda toksik bir yan etkisi bulunmamis.

Bu ilac demir seviyesi yuksek olan hucrelere yapisip icindeki peroksid sayesinde reaktif oksijen yayiyor. Hasta hucrelerin buyuyebilmeleri icin ihtiyaclari olan damarlari yapmalarina (angiogenesis) engel oluyor. Bu yuzden radyaterapiden sonra 2 ay kullanimina ara verilmesi tavsiye ediliyor. Radyoterapi sonrasi parcalanan hucrelerden geriye kalan demir cevre dokulara yapismis oldugundan bu ilac o dokulardaki demire hastalikla hucre imis gibi yapisip oksijen salgilayip dokuya zarar verebilir. Kemoterapi ile birlikte alinmasinda bir sakinca olmadigini yazmis kaynak.
Amerika'daki doktorlar FDA onayli olmadigi icin henuz insanlara tavsiye edemese de ozellikle kemik kanseri olan hayvanlarda kullaniliyor ve olumlu sonuclar veriyor:
o) Sebze agirlikli diyet: Ozellikle Brokoli, Havuc, Domates anti-kanser ozellikleri olan maddeler. Acibadem cekirdegi, kayisi, uzum cekirdegi de anti-kanser ozelliklere sahip.
p) Curcumin (Zerdecal): Gogus, karaciger ve kolon kanserlerine faydasi oldugu iddia ediliyor.
q) Modified Citrus Pectin: Metastazi engelleyebilecegi veya yavaslatabilecegi soyleniyor. Hayvanlar uzerinde yapilmis deneylerde, MCP'nin galectin-3 isimli kimyasal maddeye yapistigi gozlemlenmis. Galectin-3 hastalikli hucrelerde anormal miktarlarda bulundugu icin ozellikle etkilerini bu hucrelerde gosterdigi soyleniyor. Ozellikle melanoma ve prostat kanserinde etkili oldugu gozlemlenmis.
r) Vitamin C: Anti-oksidant
s) CellFood: oksijen. Bu hucreler oksijensiz solunum yaptigi icin oksijen ile bir araya geldiginde parcalaniyor. Oksijen seviyesini arttirmak, diyet ile , spor ve egzersiz ile onemli.
t) Calcium,Magnezyum, Cinko: Kandaki bakir oranini azaltiyor. Bakir bu hucrelerin kendi damarlarini yapip beslenmeleri icin ihtiyac duyduklari bir madde.
u) Yesil Cay: Anti-oksidan
v) Spirulina: Kemik iliginin yenilenmesini saglayan mavi-yesil yosun tozu. Pasifik okyanusundaki mavi-yesil yosunlardan elde ediliyor. B1 (thiamine), B2 (riboflavin), B3 (nicotinamide), B6 (pyridoxine), B9 (folic acid), vitamin C, vitamin D, vitamin A ve vitamin E iceriyor. gamma-linolenic acid (GLA) bakimindan zengindir ve alpha-linolenic acid (ALA), linoleic acid (LA), stearidonic acid (SDA), eicosapentaenoic acid (EPA),docosahexaenoic acid (DHA) ve arachidonic acid (AA) icerir. Meyve suyunun icine 3er kasik ekleyip gunde bir kac alabilirsiniz. Tablet seklinde satilanlari da var.
w) Budwig Diet: Flax seed oil+Cottage Cheese
x) NAC (N-Acetyl-Cysteine): Karaciger dostu.
y) Resveratrol: http://en.wikipedia.org/wiki/Resveratrol,
https://www.metagenics.com.au/shop/index.cfm?fuseaction=item&id=966: This healthy aging complex combines three of the nutrients discussed above - resveratrol (kara uzum cekirdegi), quercetin (anti cancer ozelligi olan bir enzim) and curcumin (zerdecal).

Ve sekeri hayatinizdan cikarin. Kanser hucrelerinin bir numarali besin maddesi seker. Kirmizi eti ya sifirlayin ya da yagsiz olarak arada bir kucuk porsiyonlar alin. Kani asidik hale getiriyor. Bu hucreler asidik ortamlari seviyor. Alkalin'i (pH'i) yuksek ortamda yasayamiyorlar. Yediginiz meyve, sebze ve etlerin organik olmasina dikkat edin.

Not: Yukaridaki bilgilere zaman zaman yenilerini ekleyecegim ve guncelleyecegim.

Wednesday, February 2, 2011

. . .

Nereye düşerseniz düşün,
Bilinki Allah'ın kucağına düşmüşsünüzdür
Saçlarınızı kim okşarsa okşasın,
Bilin ki saçlarınıza dokunan Allahtır...
Kiminle adım atarsanız atın,
İnanın ki Allah'la yürüyorsunuz
Kim severse sevsin sizi,
Unutmayın Allah tarafından seviliyorsunuz...
İster taşa düşsün göz yaşlarınız ister toprağa
Bilin ki göz yaşlarınıza dokunan Allah'tır
Ben seviyorum demeyin sakın
Allah benimle seviyor deyin
Kimseye bir şey veriyorum sanmayın
Bilin ki Allah verirken sizi kullanıyor
Kendinizi feda ettiğinizi mi düşünüyorsunuz
Hayır, mülkünü dilediği yerde kullanan O'dur
[Kaynak Bilinmiyor]

Monday, January 24, 2011

Peki ya Mandy?

Mandy benim yuzunu hic gormedigim 18 yasinda Amerika'li bir kiz.

8 yasindayken annesini kansere kaybetmis.
O vakit 4 yasinda olan erkek kardesi ve saglik problemleri olan ama alkolik bilgisayar muhendisi babasi ile bugunlere gelmisler.
Annesinin biraktigi bir miktar para ile hemsirelik okumus, kardesine ve kendisine bakmaya, kendi ayaklari uzerinde durmaya calisan bir kiz.
Babasi bayagi bir vakittir hastanedeymis. 2 gun once onu da kaybetmisler.

Mandy, bizim temizlige gelen Bosnali bayanin komsu kizi. Kendi kizlari ile yasit, cocukluktan beri koruyup kolladigi, cocuklari ile oynayan bir kizcagiz.

Baba olunce, trajik ama klasik bir Amerikan ailesi tablosu cikiyor ortaya.

17 senedir mortgage odenen eski bir ev. Odemeye devam edemedikleri icin banka tarafindan oksuz yetim kalmis bu iki kardesin elinden alinacak.

Babasini hastanede ziyarete bile gucu yetmeyen Mandy, cenazeyi almak icin amcasini aramis. Amcasi eski arabasinin tamiri ile daha mesgulmus. Mandy: "Babam oldu amca hastanede". Amca: "Biliyorum". Mandy: "Gidip alalim". Amca: "Baban oldu, bekliyor orada iste, bir yere gidecegi yok. Once su arabayi halledelim".

Akrabalarinin en yakinlarinin bile sahip cikmadigi, kendi basina birakilmis ve yakinda sokakta kalacak 2 kardes. Zavalli Mandy caresizlik icinde en yakin arkadasi olan Bosnali hanimin kizi Semsaya aglayarak anlatmis durumu.

Kendisi de maddi sikintilar yasayan, 2 yildir esi issiz olan Bosnali hanim da aglayan kizindan Mandy'nin babasinin oldugunu ogrenince ne yapacagini sasirmis.
Cumartesi icini bana dokuyordu yarim yamalak ingilizcesiyle. "Bizim ailelerimiz bize bir sey olsa aninda sahip cikar cocuklarimiza. Gozumuz arkada kalmaz. Bu zavalli 2 kardes, annesiz, babasiz, parasiz, evsiz, sahipsiz ortada kaldi. Inanamiyorum" diyordu. Belki adamin hayat sigortasindan biraz para alabilirler diyecek oldum. Komsu bir hanimin avukat tutmalarina yardimci olmaya calistigini soyledi.

Aile kurumunun ne kadar onemli oldugunu goruyor insan. Dinimizde aile kurumunun korunmasi, baglarin guclu tutulmasi, sadece aile degil, guclu arkadaslik, komsuluk iliskilerinin bile tesvik edilmesinin guclu toplumlar, saglikli, korunan, sahip cikilan bireyler yetistirilmesi icin ne kadar onemli oldugunu anlatiyor Mandy ornegi.

Ben-merkezli, bencil yasami promote eden bir kulturun sonucu Mandy'nin yasadiklari.
Baba iki cocugunu dusunup kendini siroz edene kadar icmese. Amcalar, hala sahip cikip evin borcunu odese, ya da bir avukat tutup cocuklarin babalarinin sigortasindan para alabilmelerini saglasa...

Sonra da tabii, bizim yapabilecegimiz bir sey var midir acaba Mandy icin diye kurcalandi aklim? Var midir acaba?

Sunday, January 23, 2011

Merhaba

Ehm!

Ne zaman sevincle karisik heyecanli bir haber/olay beklesem uykum gelir benim.

Kalbim kut kut atarken, beynime fazla oksijen gittigi icin mi yoksa kutlemeler siklastikca bunye kaldiramadigi icin mi ne heyecan icinde beklerken, haberi alisa veya olay gerceklesene dakikalar kala kendimi uyurken buluveririm. Olay vuku buldugu anlarda uyandigimda da, uyku mahmurlugu ve sevincle karisik heyecan duygulari ile tamamen uyanana kadar ruya mi gercek mi pek anlamadan gecer o anlar...

Stesli bekleyislerin ise etkisi cok farkli oluyor bende. Onu da bu sira test edip onayladim net bir sekilde. Stresli bekleyislerde, beynim bekledigim seyin muhtemel neticelerini dusunup harap olmak yerine, geyik bir seye sarip onunla mesgul olmayi tercih ediyormus meger. Ama sadece ve sadece geyik seyler. Misal su anda isle/evle alakali da bir ton mesgul olabilecegim sey varken, zihnim onlarla degil de muhim olmayan seylerle dolmayi tercih ediyor. Iste bu sebepten, bir kac saat sonra aldigimda tum halet-i ruhiyyem ve hayatim uzerinde etkili olabilicek olan o haberi beklerken, kafami kurcalayan her nasilsa o degil de, Persembe gunu Fatmagul'e ne olacagi! (Evet evet, Fatmagul'un sucu ne?).. Yanii... 2 gundur buna sarmis durumdayim. Cunku Fatmagul'e ne olursa olsun, oldugunda benim hayatimdaki etkisi film bittiginde biteceginden, bilincaltim problem sirasinda onu one alip digerlerini arkaya iterek, boylelikle stresle bekledigim o haber alinana kadar da onunla streslerden streslere girerek helak olmaktan beni koruyor. Bundandir mideme yumruk gibi oturmus birseyler var gibi hissederken, kafamda o yumrugun asil sebebini dusunemiyor, dusunmek istemiyor olmam.

Insallah birkac saate hayirli haberler alirim ve Fatmagul'u de o haberle bir cirpida hayatimdan cikarip ciddi meselelerle ilgilenmeye geri donebilirim. Insallah!

Neyse, her ne kadar adi ironi geregi geyigi keselim olsa da amacinin tam tersi oldugunu goreceginiz bu blogu da bu nedenle bu aksam yazmaya basladim ki, bu ekstra stresli bekleyiste, kafami dagitacak birsey daha olsun (butun yuku Fatmagul'e yuklemeyelim)

Eh, bir yandan da 4 yillik sosyal paylasim sitesi bagimliligimdan bu aksam kurtulmaya karar vermis biri olarak, su bicare bilgisayara baktigimda, aklima eger facebook duser ise, ellerim onun o mel'un ismini adres bosluguna yazacagina, siginabilecegim kendime ait mutevazi bir sosyal paylasim ortamim olsun istedim :)

Valla zihnimin su anki durumu ile daha cok geyik yaparim gibi. Ordan burdan. Sozcuk corbasi gibi. Ama bu kadar yazmak kafi herhalde.

1 saate hayirli haberlerle gorusmek umidi ile...

Wednesday, January 9, 2002

Kibritci Kiz(lar, Cocuklar)!!!

[9 Ocak 2002]

Yilbasi gecesi ne yapiyordunuz, hatirliyor musunuz?

TV basinda yilin favori sarkilarini birbiri ardina mi izliyordunuz?

Mezdekenin maskelerini cikaracagi ani mi bekliyordunuz yoksa?

Belki de Carkifelekin Yilbasi versiyonunu ve diger sovlari izliyordunuz?

Arada da obur kanallardaki dansozlere bakip bir yandan da evde tombala
oynuyordunuz belki.

Sobanin uzerindeki veya firindaki kestanelerin pismesini sabirsizlikla
bekliyordu belki bazilariniz.

Bazilariniz da misir patlatip cerez yiyor, milli piyangonun bu sene kime
cikacagini merak ediyordunuz.

Gece yarisina dogru en sevdiginiz isleri yapmaya koyuldunuz ki, tum yili oyle
geciresiniz.

Kiminiz de evde gecirmek istemedi Yilbasini, arkadaslarinizla disari gittiniz
bir yerlere dansetmeye, bir muzik gurubunu dinlemeye, belki icmeye?

Ya da benim gibi yorgundunuz televizyonda geri sayimi izleyip bir tek,
kendinizi yataga ativerdiniz.

Andersen'den Kibritci Kiz'i okudunuz mu hic?

Hani su yeni yil arefesinde babasi tarafindan dondurucu uzerinde ince
kiyafetleri, ciplak ayaklari ile sogukta kibrit satmaya yollanan ve donarak
olen kucuk kizin hikayesi.

Iste siz, biz butun bunlari yapiyorken Kibritci Kiz'in hikayesindeki facia
yasaniyordu disarida sokagin obur ucunda!

Bir cocuk sehrin ortasinda, bir apartmanin onunde donarak oluyordu!

Sefa Gobel daha 14 yasinda idi.

Annesi ve babasi 3 yil once Giresun'dan Istanbul'a gelmislerdi.

Ama sarhos babasi annesini hasta edinceye kadar dovup baska kadinlarla
yasamaya baslayinca anneleri ve babalarinin yollari ayrildi. Daha dogrusu
terkedildiler babalari tarafindan..

Sefa 12 yasindaydi daha, okuldan ayrildi, oto yikamacida calismaya basladi.

Annesi Sevda ve kizkardesi Merve, Karagumrukte sobasi bile olmayan bir
gecekonduda yasamaya calisirken, o da annesi, anneannesi ve babasi arasinda
mekik dokuyor, sik sik dayak yedigi icin babasindan, otoparkta bir kamyonun
icinde yatiyordu. Derken kamyon satildi, Sefa hepten evsiz kaldi.

Yilbasi gecesi once anneannesine gitti evde bulamadi, sonra da babasina.
Babasi ve uvey annesi yilbasini basbasa kutlayacaklarini soyleyip onu eve
almadilar, belki de babasi gene hirpaladi onu.

O da geceleri sabahladigi duragin oraya gitti. Bir apartman girisi aradi
soguktan saklanacak bulamadi. Bir apartmanin onune coktu. Cok gecmeden uyuya
kaldi. Sabah apartmandan cikanlar donmus bir cocuk cesedi buldular. Bir mont
ortup yuzune alip goturduler polisler.


Insan dusunuyor, koca cocuk.. Gidip bir Polis Karakoluna ya da Camiye
siginmamasinin iki nedeni olabilir:

Ya artik gucu kalmamisti, yuzune vuran ruzgar ve karla bogusmaya. Usuyen,
soguktan sizlayan ayaklarini, ellerini dusunmemek icin sabri tukenmisti. Belki
de acti karni gunlerdir. Dermani kalmamisti. Gidebilecegi en uzak yer orasi
olabilmisti.

Ya da..

Artik cok da umrunda degildi bir adim daha yurumek. Kimsenin umrunda degildi
nasil olsa, bir gun daha yasamis yasamamis. Hayatin omuzlarina yukledigi yuk
ve artik kalbini yuzune vuran kardan daha cok acitan yalnizlik, anasizlik,
babasizlik, umursanmazlik, 14 yasindaki bedenine agir geliyordu. Karakola
gidip kendisini arada bir sokaktan toplayan Polis abilerinin makaraya almasina
da atlanamayacakti artik. Gozlerini kapatip son bir kez uyumak daha kolaydi
belki de...

Ve..

O apartmandaki insanlar evlerinin icinde yilbasini kutlayip gulusup
eglenirken, bir cocuk -dag basinda mahsur kalmis bir cocuk degil- koca sehrin
ortasinda bir apartmanin onunde bir cocuk donarak oluyordu.

Akil almaz bir sey! Bir insani bir trafik kazasindan, cok masrafli bir tedavi
veya ameliyat gerektiren bir hastaliktan, ne biliyim uyusturucudan kurtarmak
her yigidin harci olmayabilir. Ama bir insani hem de kapinin onundeki bir
insani donmaktan kurtarmak icin evine alip bir sicak corba vermek yeterlidir.

Cok parasi olmasi gerekmiyor insanin. Bir tebessum, bir tatli soz bile
sadakadir. Bir insanin yasamak icin iki adim daha fazla atmasini saglar belki.
Hayat o kadar da kotu degil dedirtir.

Aci! Istanbul'un ortasinda, sehrin en hareketli gunu bir cocuk donarak
olebiliyorsa, demekki ekonomik kriz yalniz cuzdanlarimizi vicdanlarimizi da
vurmus. Sevgi, merhamet cimrisi olmusuz.

Kusura bakmayin ama yilbasi gecesi sicak rahat evinde yalnizliktan sIkIlIp
telefona sarilan, annesinin sesini duyunca mutlu olup yatagina onun tatliligi
ile giden ben, 14 yasinda bir cocugun yapayalniz, dondurucu bir Istanbul
gecesinde, babasi dahil sokaktaki bir tek Allah'in kulu tarafindan
umursanmadigini bilerek olume gitmesini dusununce kalbim parcalaniyor.
Gunlerdir onu dusunuyorum. Allah mekanini cennet, cektigi yalnizliga karsilik
tum cennet halkini kendine dost eylesin insallah.

Yalniz mutlu yillar dileyerek, suya sabuna dokunmadan ne yillar ne de insanlar
mutlu oluyor, arkadaslar!
Azcik elini kolunu oynatip birseyler yapmak gerekiyor. Hic olmazsa
yanibasimizdaki insanlar icin. Dedigim gibi donan, acliktan olen bir insani
kurtarmak cok zor degil.

Bir gun bizde bize ayrilmis nefeslerin sonuncusunu cektigimizde cigerlerimize
ve de gokyuzune son bir kez dondugunde gozlerimiz "Ben iyi bir insan olarak
yasadim" deyip huzurla birakabilecek miyiz kendimizi? Yoksa sirtimizi
dondugumuz insanlar birbir gozumuzun onunden gecip vicdan azabi ile bir sans
daha diye cirpinacak miyiz? Simdiden dusunmek lazim.

Hayatta kendimiz icin aldigimiz her hazzin icinde, bittigi anda bir huzun
oldugu gercek. Oyle ya, sevilen bir dostla, sevgili ile muhabbet bittiginde
hic konusmamis gibi, bir kac gunluk tatil sona erdiginde hic tatile cikmamis
gibi daha fazlasini arzu ederek kederlenen, onun zevkini sonsuza kadar
tasiyamayan bizleriz. Dusununce yuzumuzu guldurup, bizi tekrar tekrar
guldurecek olan, baskalarini mutlu ettigimiz hatiralar degil mi sadece?

Konustugum hersey hikaye gibi gelebilir. Ama olum gercek.

O yuzden ne yapabiliriz, bizim elimizden ne gelir onu dusunup tartisalim ve de
harekete gecirelim lutfen.

Bir cocuk daha acliktan ve soguktan olmeden..